silis-tozu

Silis Tozu

Silis Tozu Nedir?

Toz vücuda hava (solunum) yoluyla alınmaktadır. Kuvars (serbest kristalin silika) tozu akciğerde yapısal ve fonksiyonel değişikliklere neden olur.

Silikosis, pnömokonyozlar başlığı altında toplanan akciğerin toz hastalıklarından en hızlı seyredip ve ölümcül olanlarından biridir. Solunabilir büyüklükteki (0,5-5 µm çaplı) silis partiküllerinin inhalasyonuyla oluşan, çoğunlukla radyografiyle saptanabilen bir akciğer hastalığıdır. Önlenebilir meslek hastalıklarının başında olan silikozis de önemli olan riskli iş kollarında gerekli önlemlerin alınması; toz oluşumunun ve oluşan bu tozun yayılmasının, kişinin solunum düzeyine ulaşmasının önlenmesidir. Ülkemizde riskli iş kollarında çalışan kişilerde yasal anlamda izin verilen kuvars düzeyi 0,25 mg/m3 dür. Oysa yapılan çalışmalarda 0,1 mg/m3 ve üzerindeki kuvars maruziyetinin de silikosise yol açtığı gösterildiğinden gelişmiş ülkelerde yasal izin verilen sınır 0,1 mg/m3 olmasına karşın bunun 0,05 mg/m3’e çekilmesi iş yerlerine önerilmektedir.

Erken tanı için üç koşulun bir arada bulunması gerekir:

1.Kişinin çalışıyor ya da çalışmış olması öyküsü (iş anamnezi)
2. Birazdan genişçe söz edilecek radyolojik bulguların olması,
3. Bu radyolojiye neden olacak başka patolojinin klinik ve laboratuvar incelemeleri ile gösterilememesidir.

Silis tozu içeren işlerin yapıldığı işyerlerinde görev yapacak olan işyeri hekimleri, yapmış olduğu işe giriş ve periyodik muayeneleri, işyerinde yapılmış olan risk değerlendirme sonuçları ve iş güvenliği ölçüm sonuçları ile birlikte değerlendirerek yorum yapmalıdır. İleri tetkik gerektiren durumlarda ayrıntılı iş anamnezini de içeren dosyayı hasta ile birlikte yetkilendirilmiş hastaneye göndermelidir. Ayrıca silis tozu maruziyeti yanınıda hekimin sigara kullanan kişileri bu gerçekler hakkında bilgilendirmesi önemlidir, sigara bıraktırma tedavisi ancak bu şekilde başarılı olabilir.

silis-tozu
Silis Tozu | Silikozis

Silikosis de Yasal Tanı, Gerekçeleri Nelerdir?

Konu yalnızca tıbbi değil yasal ve de sosyal boyutu olan bir konudur. Öncelikle tanı bu kurumlarda konulduğunda aynı iş yerinde çalışan başka kişilerde de etkilenme olup olmadığı ortaya çıkacaktır. İndeks olgudan diğer olguların da tanınması sağlanmış olacak; bu iş yerinde ilgili birimlerce gerekli önlemlerin alınması sağlanacak ve böylece yeni olguların olmaması dolayısı ile diğer kişiler ve çevre için korunma önlemlerin alınması sağlanacaktır. Ayrıca yasal tanı konulduğunda kişilerin bazı hakları da elde etmelerine yol açılmış olunacaktır.Ülkemizde diğer meslek hastalıklarında da olduğu gibi silikosis de tüm çalışanların değil, 506 sayılı SSK yasasına tabi “işçilerin bir meslek hastalığı” olarak kabul edilmektedir. Bunun anlamı silikosis yapıcı iş öyküsü olan ve buna uyan radyolojik bulguları olan kişilerde silikosis ve diğer meslek hastalıkları tanıları yasal anlamda SSK nın bu konuda yetkili kuruluşlarınca konulabilmektedir. Birinci basamakta çalışan bir hekim (örneğin işyeri hekimi) yukarıda söz edildiği gibi silikosis başta olmak üzere bir kişide meslek hastalığı kuşkusu bulunduğunda tanının yasallaşması için kişiyi SSK’nın bu konudaki görevli ve karar verici kurumları olan Meslek Hastalıkları Hastaneleri’ne göndermek durumundadır.