kimyasal risk etmenleri

Kimyasal Risk Etmenleri | Çalışma Ortamı Gözetimi

Çalışma Ortamı Gözetimi | Kimyasal Risk Etmenleri | Biyolojik risk etmenleri | Ergonomik risk etmenleri | Psikolojik risk etmenleri :

Kimyasal risk etmenleri : WHO Human Risk Assessment Toolkit: Chmical Hazards

İşyerlerinde en sık karşılaşılan faktörler fiziksel risk etmenleri olmakla birlikte sayıca en kalabalık olan grup kimyasal risk etmenleridir. Günümüz sanayiinde kullanılan kimyasal maddelerin toplam sayısının 500-600 bin dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayının 50-60 bin kadarı sık olarak kullanılmaktadır. Her yıl da çok sayıda yeni kimyasal madde çalışma hayatına girmektedir. Kimyasal maddelerin başlıcaları şu şekildedir:

Metaller: Demir, kurşun, alüminyum, civa, krom, nikel, kadmiyum vb. çok sayıda metal, sanayide değişik yerlerde kullanılmaktadır. Bu metallerin bazıları (kurşun, civa, kadmiyum vb.) vücutta değişik organlarda birikerek zehirlenme tablolarına yol açarlar. Bazıları da (krom, nikel, kadmiyum vs.) kanserojen özelliğe sahiptir.

Çözücüler (Solventler): | Kimyasal risk etmenleri sanayide en çok kullanılan maddeler arasındadır. Aslında çözücü amaçla en çok kullanılan madde su olmakla birlikte sanayide solvent kullanımı söz konusu olduğunda genellikle petrol ürünleri olan organik çözücüler ifade edilir. Başlıca örnekleri benzen ve türevleri, eter, formaldehit, alkoller, triklor etilen, hekzan gibi maddelerdir. Bu maddelerin çoğu merkezi ve periferik sinir sistemi üzerinde etkilidir. Ayrıca bazılarının (triklor etilen, toluen vb.) bağımlılık yapıcı etkisi vardır. Benzen ise karsinojenik özelliğe sahiptir.

kimyasal risk etmenleri
Kimyasal risk etmenleri | Ortam ölçümleri

Gazlar | Kimyasal risk etmenleri :

Kimyasal risk etmenleri kapsamında gazlar genellikle birtakım işlemler sırasında ortaya çıkarlar. Sağlık etkileri bakımından gazlar üç ana grupta ele alınır:

a- Basit boğucu gazlar: Bunlar vücutta herhangi bir kimyasal tepkimeye girmeyen inert gazlardır. Örnekleri arasında karbondioksit, metan, azot vb. sayılabilir. Basit boğucu gazların sağlık açısından tehlikesi ortamdaki miktarına bağlıdır. Solunan havanın büyük bir bölümünü bu gazlar işgal ettiğinde, havadaki oksijen miktarı yetersiz hale gelir ve hipoksiye yol açar. Örneğin bir ortamda havanın üçte birlik bölümü bir inert gaz tarafından kapsanmış olsa, havadaki oksijen miktarı yüzde 20 düzeyinden yüzde 14’e iner. Solunan havadaki yüzde 14’lük oksijen düzeyi tolere edilebecek en düşük miktardır. Havadaki oksijen miktarı daha düşük düzeylere indiğinde anoksi belirtileri ortaya çıkar.

b- Kimyasal boğucu gazlar: Basit boğucu gazların aksine kimyasal boğucu gazlar, vücutta kimyasal tepkimelere girerek hücre düzeyinde oksijenlenmeyi bozarlar ve böylece hücre ölümüne yol açarlar. Bu grup gazların en çok bilinen örneği karbon monoksitdir. Hidrojen sülfür ve hidrojen siyanür de kimyasal boğucu gazlardandır.

İrritan gazlar: Bu tür gazlar da deri ve mukozalarda irritan etkiye sahiptirler. İrritan etki, gazın su ile birleşmesi sonucunda asit ya da alkali bileşik oluşturmasına bağlıdır. Kükürt dioksit, azot oksitleri, amonyak, savaş gazı olarak kullanılmış olan fosgen, Hindistan’daki Bhopal kazasında çok sayıda ölümlere yol açmış olan metil izosiyanat irritan gazların örnekleridir.

Asit ve alkaliler: Sanayide çeşitli işlerde asit ve alkali maddeler kulanılmaktadır. Bu asit ve alkali maddeler çoğunlukla konsantre formda kullanılırlar. Sağlık yönünden başlıca riski yakıcı etkileri olmasıdır. Temas halinde giysilerde ve vücutta yanıklara neden olur. Buharlaşmaları halinde mukozalar üzerinde irritan etki yaparlar. Kaza sonucu içilmeleri halinde ise ciddi tehlike oluştururlar. Başlıca örnekleri hidroklorik asit, nitrik asit, sülfürik asit gibi asitlerle, sodyum hidroksit, amonyak gibi alkali maddelerdir.

Pestisidler: Özellikle tarım sektöründe çalışanlar için önemli bir sağlık tehlikesi oluşturan pestisidler kullanım amaçlarına göre bazı gruplara ayrılırlar. İstenmeyen sinekler ve böcekleri öldürmek amacı ile kullanılanlar insektisid, otlarla mücadele amacı ile kullanılanlar herbisid, fare vb. hayvanlara karşı kullanılanlar rodentisid, mantarlara karşı kullanılanlar ise fungisid olarak adlandırılır. Bu gruplar arasında en çok kullanılanlar insektisidler olup, en yaygın bilinen örnek organik fosforlu bileşiklerdir. Dünyada kullanılan pestisidlerin yüzde 70 kadarı organik fosforlu bileşiklerdir. Vücutta asetil kolin esteraz enzimini inhibe eden bu maddeler parasempatomimetik etki göstererek ciddi zehirlenme tablolarına yol açarlar. Vücuda girişi başlıca solunum ve deri yolu ile olmakla birlikte, kaza sonucu veya intihar amaçlı olarak içilmesi sonucu sindirim kanalından da giriş olabilir.

Tozlar | Kimyasal risk etmenleri :

Toz nedir? Havada asılı durabilen ve büyüklüğü 100 mikrondan daha az olan parçacıklara “toz” adı verilir. Çalışma hayatı ve insan sağlığı bakımından tozun büyüklüğü (aerodinamik çapı), tozun akciğer alveollerine kadar ulaşması açısından önem taşır. Çapı 10 mikrondan daha fazla olan tozlar solunum yollarına girdikleri halde alveollere kadar ulaşamazlar, bronşiyal mukosiliyer sistem tarafından tutulur ve geri atılırlar. Bu büyüklükteki tozlara “inhalable” toz adı verilir. Çapı 10 mikrondan az olan partiküller ise alveollere kadar ulaşabilirler, bu grup tozlara da “respirable(solunabilir toz) adı verilir. Tozlar kimyasal yapıları bakımından da “inorganik” (demir tozu, silis tozu, kömür tozu vb.) ve “organik” tozlar (pamuk tozu, şeker kamışı tozu, kümes hayvanlarının tüyleri, bazı mikroorganizmalar vb.) olmak üzere iki gruba ayrılır.

“Boy / en” oranı (aspect ratio) 3 / l’den daha fazla olan, yani boyu eninin 3 katından daha fazla olan parçacıklar lif (fiber) olarak adlandırılır. Lifsel yapıdaki maddeler doğal (değişik asbest türleri) ve yapay olabilir. Tozlar grubunda ele alınan lifler de solunum yollarından akciğerlere ulaşabilir ve değişik hastalıklara yol açabilirler. Liflere bağlı olarak meydana gelen hastalıklar arasında en çok bilineni asbest liflerinin yol açtığı akciğer fibrozisi (asbestozis) ve akciğer kanseridir.

Uzun süreler maruz kalındığı takdirde tozlar çeşitli akciğer hastalıklarına yol açarlar. Ancak tozların sağlık etkileri arasında akciğer ve solunum yolları hastalıkları dışında başka (allerjik, irritan vb.) sorunlar da olabilir.

Biyolojik Risk Etmenleri

Bazı çalışma ortamlarında çeşitli mikroorganizmalar veya parazitler bulunabilir. Bu konu daha çok sağlıkla ilgili iş kollarında sorun olmakla birlikte (dericilik, madencilik, tarım ve hayvancılık işleri gibi) sanayinin bazı alanlarında da mikroorganizmaların bulunması söz konusu olabilir. Bu etkenlere maruziyet sonucu da hepatit, şarbon, tüberküloz, brusellozis, askariazis, ankilostomiazis gibi çeşitli infeksiyon ve parazit hastalıkları meydana gelebilir.

biyolojik risk etmenleri
Biyolojik risk etmenleri | ortam ölçümleri

Psikososyal Risk Etmenleri

İşyeri ortamı bir sosyal çevredir. Bu çevrede diğer çalışanlar ve işveren başta olmak üzere değişik kişiler bulunur. Bu kişiler arasındaki ilişkiler, işverenler ve yönetimle olan ilişkiler işyeri ortamının psikososyal yapısını oluşturur. İnsanlar arasındaki ilişkilerin olumlu olduğu bir iş ortamında çalışmak ve bir şeyler üretmek, çalışanın psikososyal sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapar. Buna karşılık ilişkilerin iyi olmadığı bir çalışma ortamı kişinin sağlığını olumsuz etkiler.

Bazen de işin niteliğinden kaynaklanan bazı psikolojik konular olabilir. Örneğin montaj sanayiinde çalışan bir kişi sürekli olarak aynı işi yapmak zorundadır. Böyle, monoton ve tekrarlayan işler bazı ruhsal sorunlara yol açabilir. Çok sayıda çalışanın olduğu, fizik olarak da çok büyük olan işyerlerinde, çalışanların birbirleri ile görüşmeleri, birbirlerini tanımaları güç olur. Bu gibi durumlarda çalışanların birbirlerini tanımaları ve kaynaşmaları bakımından bazı sosyal etkinliklerin yapılması uygun olur.

Psikolojik risk etmenleri
Psikolojik risk etmenleri | Ortam ölçümleri

Ergonomik Risk Etmenleri

Yaşam koşullarının, insanın özelliklerine uygun hale getirilmesi, şeklinde kısaca ifade edilebilen ergonomi, çalışma hayatı bakımından da çalışma koşullarının insan niteliklerine uygun hale getirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Bazen ergonomi karşılığı olarak “iş ve işçi uyumu” terimi de kullanılabilmektedir. Ancak bu uyumda asıl olan insanın işe uyum sağlaması değil, işin, makine-araç ve gereçlerin, çalışma koşullarının insan niteliklerine uygun hale getirilmesi olmalıdır.

ergonomik risk etmenleri
Ergonomik risk etmenleri | Ortam ölçümleri

Ergonomi ilkeleri insanın rahatını ve konforunu sağlamaya yöneliktir. Çalışma hayatı bakımından bu ilkeler iki açıdan önemlidir. Bunlardan birisi iş verimidir. Rahat ve konforlu bir ortamda çalışan bir kişinin iş verimi artar ki, bu nokta üretimin miktarı ve niteliği bakımından önem taşır, ikinci konu ise iş güvenliğidir. Ergonomik ilkelere yeterince uyulmuyorsa işin güvenliği azalır, iş kazası olasılığı artar. Örneğin sürekli ayakta çalışmak durumunda olan bir kişi çabuk yorulacak ve bu nedenle bir yandan dikkati azalacak, diğer taraftan da işini çabuk bitirmek için hızlı çalışmak isteyecektir. Her iki faktör de iş kazası meydana gelmesi bakımından risk oluşturur.

Ergonomik ilkelerin yerine getirilmesi için anatomi, fizyoloji, biyokimya, psikoloji gibi tıp bilimlerinin yanı sıra mühendislik bilimleri, istatistik, antropometri, davranış bilimleri gibi başka bilimlerden de yararlanılması gereklidir.

2 thoughts on “Kimyasal Risk Etmenleri | Çalışma Ortamı Gözetimi

  1. Çalışma Ortamı Gözetimi | Risklerin Değerlendirilmesi | Prosafety

  2. İşyeri Ortam Ölçümleri | Prosafety.com.tr